Halk dilinde yerleşmiş haliyle “ Lahana yaprağı gibi çek kesmek !” tabiri rafa kalktı. İsteyen kesebilir tabii ki, sonucuna da katlanmak kaydıyla...
Bakanlar Kurulu tarafından 14.12.2009 tarihinde kabul edilen ve 20.12.2009 tarih /27438 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlan 5941 sayılı Çek Kanunu yayımı tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi.
5941 sayılı Kanun’la; çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hallerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımlar belirlenmiş bulunuyor.
Kanunla, bir taraftan araştırma, çek hesaplarının açılmasında izlenecek yol ve yöntemleri ve çek defterleri hususunda bankalara yükümlülükler getirirken, çek kullanıcılarına da; çekin düzenlenmesinden, çek hesabı açmaya, çek nüshalarını saklamaya kadar uymaları gereken kurallar yasal düzenlemeyle açıklığa kavuşturulmuş bulunuyor.
Bankalar ;
1) Çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklı olup olmadıklarını araştırmak,
2) Çek defterlerini bastırmak,
3) Hamilin talepte bulunması halinde karşılığı bulunmayan çek karşılığında kanunen ödemekle yükümlü oldukları miktarı ödemekle yükümlüdürler.
Bankalar, TC. Merkez Bankasınca Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bir ay içinde (20.Ocak.2010 tarihine kadar) yeni çek defterlerini bastırmak zorundadır. Bu çek defterleri müşterilere 01.07.2010 tarihine kadar teslim edilecek eskileri imha edilecektir.
Kullanıcılar;
1) Tacir olan ve tacir olmayan kişiler için aynı çek hesabını ( çek defterini) kullanamayacaklardır. Kanunla getirilen yeni düzenlemeye göre; hamiline düzenlenecek olan çeklerde üzerinde “ hamiline” yazılı matbu çekler kullanılacaktır.
2) Hamiline çek defteri yaprağı kullanmak zorunda oldukları halde, diğer çek defterlerinden hamiline çek kesilmesi halinde bankalar tarafından durumlarının Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağını ve aynı şekilde Gelir İdaresi başkanlığına şikayet edileceklerini bilmek durumundadırlar.
3) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunacaktır.
4) Çek sahibinin tüzel kişi olması halinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim orgaının oluşturan gerçek kişi veya kişiler çek karşılığını bankada bulundurmakla yükümlü olacaklardır.
5941 sayılı Kanun, haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olan kişilerle ilgili olarak da düzenleme yapmış bulunuyor.
01.11.2009 tarihi itibarıyla haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılan ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olan kişiler hakkında;
“ Şikayetçi ile belirli miktar ve vade ile anlaşarak, yaptıkları anlaşmanın bir nüshasını Cumhuriyet Başsavcılığına veya mahkemeye verenler hakkında soruşturma veya kovuşturulmanın durdurulmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir.” Gibi düzenlemeye yer verilmiştir.
Sonuç itibarıyla yeni çek kanunu ile çok önemli düzenlemelerin yapıldığını ve bunların başında da kuşkusuz hamiline çek düzenleme döneminin eskisinden çok ama çok farklı bir yapıya kavuşturulduğunu ifade etmemiz gerekir. Yasa metninde de yer verildiği üzere bu düzenlemenin özellikle kayıt dışı ekonomi ile mücadelede önemli bir yer tutacağını belirtmemiz gerekir. Tacir tüzel ve gerçek kişilere aman dikkat diyorum.